Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

STRES VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

İÇEL İLİ

Mut İlçe Emniyet Amirliği

STRES VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

1-Stres Nedir?
2-Stresin Ortaya Çıkış Süreci ve Etkileri
3-Stres Belirtileri ve Strese Tepkiler
4-Yaşamda Stres Kaynakları
5-Kişisel Özellikler ve Stres
6-İş yaşamında Stres
7-Engellenme, Çatışma ve stres
-Saldırganlık
-Depresyon
-Gerileme
8- Stresle Başa çıkma Yolları
-Olumsuz Yollar Saldırganca veya Pasif Davranışlar Savunma Düzenekleri
-Olumlu Yollar Gevşeme Teknikleri Beslenme Alışkanlıkları Zamanı İyi Kullanma
-Stresi Düşük Yaşam Tarzı
-Kişisel Problem Çözme Davranışını Geliştirme
-Kendiyle Olumlu Diyalog Kurma
-Etkili İletişim Geliştirme
-Eleştiri Alabilme ve Verebilme
9-Kendini Tanıma ve Geliştirme
-Tutumlar ve Tutum Davranış Arası Farklılıklar
-Tutum Değişimi
-Sosyal Etki,Sosyal Uyma ve Sosyal Kimliksizleşme
-Sosyal Roller
-Sosyal Kalıp Yargılar ve Kalıp Tutumların Durağanlığı
-Hayali İlişkisellik
-İçgrup Dışgrup Etkisi
-Objektiflik(nesnellik)
-Atıflarda Düştüğümüz Yanılgılar
Temel Atfetme Yanılgısı
Aktör Gözlemci Yanılgısı
-Benlikle İlgili Yanılgılar
Ben Merkezli Düşünce
Kendini Kayırma Eğilimi
Kültürün Etkisi
-Zihinsel Kestirme Yöntemleri
Yaygınlık Yanılgısı
Temsile Dayanan
Tutumlara Dayanan
Ulaşılabilirliğe Dayanan
-Kendine Güven ve Olumlu Benlik Kavramı
Yanılgıları Farkındalık
Hata Yapabilirlik
Olumlu Düşünce ve Benlik Kavramı
Benlik sınırlarının Belirlenmesi ve Özerklik
İlişkililik
Esneklik
-Hoşgörü ve Olgunluk
10-Değerlendirme

1-Stres Nedir?

-Latince kökenli bir sözcük olan stres (esrica), 17. yüzyılda Felaket, bela, musibet, dert, keder, elem gibi anlamlarda kullanılmıştır.Daha sonra 18. ve 19.yüzyıllarda anlamı değişerek nesnelere, kişilere, organlara, kişilere ve ruhsal yapıya uygulanan baskı, güç ve zorlamayı ifade etmek üzere kullanılmaya başlanmıştır. Elastiki nesne ve ona uygulanan dış güç arasındaki ilişkiyi açıklamak üzere önce fizikçi Robert Hooke, sonraları da yine fizikçi Thomas Young tarafından kullanılmıştır. Young’a göre stres, maddenin kendi içinde olan bir güç ya da dirençtir. Madde kendi üzerine uygulanan dış güce kendi direnci oranında bir tepki gösterir. Elastik kütle, bu stres tepkisi sayesinde eğrilip bükülerek bu dış gücü dengelemeye ona uyum yapmaya çalışır
-Önceleri fizik ve mühendislik bilimlerinde, kullanılan stres kavramı sonra tıp, biyoloji, antropoloji, sosyoloji, psikoloji ve yönetim bilimleri, uluslar arası gibi çok çeşitli bilimsel alanlarında da kullanılmaya başlamıştır. Ancak bunların hiçbirinde stres sözcüğü fizikte olduğu gibi ölçülebilir birimlere dökülebildiği söylenemez. Bazı alanlarda stres organizmanın tepkisi gibi tanımlanırken, bazılarında dıştaki uyarıcı anlamındadır. Stresle ilgili pek çok tanımlama yapılmış olmakla birlikte bunların çoğunluğunda, bireyi zorlayan bir fiziksel veya psikolojik uyarıcı karşısında kişinin geliştirdiği uyum sağlamaya dönük tepkileri vurguladıkları görülür. Psikolog Selye’nin öncülüğünde açıklık kazanmış, ve endüstri toplumlarındaki hızlı değişimlerin insanlar üzerinde yarattığı etkiler nedeniyle ilgi odağı haline gelmiş bir konudur.
-Selye’ye göre stres her zaman zarar verici, kötü, kaçınılması gereken bir durum olarak görülmemelidir. Terfi etmek, evlenmek, ün kazanmak gibi olgular olumlu stres, ölüm, işsiz kalmak, meslekte ilerleyememek gibi olgular ise olumsuz stres olarak değerlendirilir. Olumlu stres bireyi güdüleyici ve teşvik edici bir rol oynarken diğeri ruhsal ve bedensel açıdan zararlı sonuçlara yol açar. Bireyin normal olarak işlev görebilmesi için bir miktar stres gereklidir.
-Stres kavramı denge, gerilim, rahatsızlık, uyum süreci, incinebilirlik, direnç ve sağlamlık gibi kavramlarla daha iyi anlaşılabilir.

2-Stresin Ortaya çıkış Süreci ve Etkileri

-İnsanda biyolojik ve psikolojik denge durumu bozulduğunda yeniden denge durumuna yönelmek üzere bir çaba başlar. İç ve dış nedenlerle bozulan dengenin yeniden denge kurmak üzere bir uyum süreci başlar.
-Psikolog Selye stresin üç dönemli bir süreç olduğunu ileri sürer. İlk dönem ‘alarm tepkisi’dir. Bu dönemde otonom sinir sistemi çok faal bir duruma geçer ve salgı bezlerini uyararak kana bol miktarda adrenalin ve onun etkisi altında ortaya çıkan diğer biyokimyasal maddeleri pompalar. Salgıların etkisinde vücut alarm durumuna geçer ve ortaya çıkacak acil durumlarla uğraşmaya hazırlanır.
-Stres veren uyarıcı ya da ortam devam ederse ikinci dönem ortaya çıkar. İkinci basmağa ‘direnç dönemi’ adı verilir. Bu dönemde organizma yapmış olduğu alarm tepkisini ortadan kaldırır,stresli ortama bir tür uyum yapar ve kanda biyokimyasal maddeleri geri çeker. Organizma sanki normal koşullar altında işliyormuş izlenimini verir. Gerçekte organizma yorulmakta ve içten içe direncini kaybetmektedir.
-Üçüncü basmağı oluşturan ‘tükenme dönemi’nde beden artık stresin baskısına dayanamaz, direncini kaybeder, ilk alarm dönemindeki bazı belirtiler geri döner, psikosomatik rahatsızlıklar, hastalıklar ortaya çıkmaya başlar. Şiddetli stres hormonal dengeleri bozup, vücudun bağışıklık tepkilerini değiştirerek, bakteri ve virüslerle mücadele etme yeteneğini azaltabilir.

3-Stres Belirtileri ve Strese Tepkiler

-İnsanın dengesi içsel ya da dışsal etkilerle bozulduğunda sempatik sinir sistemi devreye girer ve önce fizyolojik belirtiler ortaya çıkar. Bunu bilişsel, duygusal, davranışsal tepkiler izler.
-Fizyolojik Belirti ve Tepkiler: Sempatik sinir sisteminin etkisiyle, kalp atışı hızlanır, daha rahat ve hızlı nefes alınıp verilir, glikoz salgısı artar, göz bebeği genişler,renk soluklaşır, tükürük salgısı ve sindirim faaliyeti engellenir, boşaltım sistemi gevşetilir, kanın deri yüzeyinden uzaklaşmasıyla deri soğur. Sistemin çalışması hızlanır. Yeni denge durumuna dönüldüğünde sempatik sistem yavaşlar, yerini parasempatik sistem alır, sistemin çalışması yavaşlar. Eğer stres uzun süre devam ederse, ülser, yorgunluk, hazımsızlık, baş ağrısı, ülser, gastrit, astım, kalp ve damar hastalıkları, kalp krizleri, kanser ve ölüm gibi çok daha ciddi sonuçlar ile psikosomatik belirtiler d ortaya çıkabilir.
-Bilişsel Tepkiler: Stres halinde dikkat, bellek süreçleri keskinleşir, düşünme, ilişkiler arama, problem çözme yollarını düşünüp en uygun olanını seçme hızlanır. Kalp atışının hızlanması, soluk alıp verişin artması, el ayağın soğuması, tüylerin diken diken olması gibi fizyolojik değişiklikler farkına varılır. Daha sonra durumdaki davranışların nedenleri sorgulanır.
-Duygusal Tepkiler: Eğer algılanan değişiklikler varoluşa bir tehdit olarak yorumlanırsa, korku ve kaygı gibi duygular ortaya çıkar. Uyarıcılar , kişinin yaşam alanına bir müdahale gibi yorumlanırsa, yaşanan duygu genellikle öfke ve kızgınlık olmaktadır. Denge durumundaki değişmenin bir kayıp olarak algılanırsa, yaşanan duygu karamsarlık ya da depresyondur. Stres yanı sıra kişi bu duyguların yarattığı huzursuzluk, gerginlik telaş ve tedirginlikle de uğraşmak durumunda kalacaktır. Geçimsizlik, işbirliğine girmeme, yetersizlik duyguları da stresin belirtileri olabilir.
-Davranışsal Tepkiler: Biyolojik veya psikolojik dengenin bozulması varoluşa bir tehdit ya da engel olarak alındığında ‘savaşma veya kaçma’ davranışları başlatılır. İçki, sigara, uyuşturucu içmek, sinirli, öfkeli ve saldırganca davranmak savaşmayı, uzaklaşma ve içe dönük, depresif davranışlar,uyuma, iştahsızlık veya aşırı yeme ise pasif kaçma yönelimini temsil etmektedir. Ayrıca aktif problem çözmeye yönelik olanlarda vardır.
-Stresin şiddetini, beklenen olayın önceden kestirilebilirliği, stresin süresi üzerinde denetimin olması, olayın bilişsel olarak anlamının değerlendirilmesi, kişinin yeterlilik duygusu, strese direnci ve toplumsal destek gibi faktörler etkiler.

4-Yaşamda Stres Kaynakları

-Strese yol açan faktörler,ekonomik bunalım ve durgunluk, siyasal istikrarsızlık, teknolojik değişim, çevre kirliliği gibi dış ortamlardan; ölüm, hastalık, boşanma, işsizlik, maddi sıkıntı, aile sorunları gibi bireysel olaylar ve iş hayatından kaynaklanır.
-Stres yaşantımızın kaçınılmaz bir olgusudur. Bireyin yaşamındaki her değişiklik, olumlu ya da olumsuz, yeniden uyum gerektirir. Bazı Amerikalı psikologlar olayların belirli bir stres ağırlığı ve katsayısı olduğunu ileri sürmüşler, bu amaçla çok sayıda insan ile görüşmeler yaparak,stresli buldukları yaşam olaylarını ve bunların stres düzeyini belirlemeye çalışmışlardır.Böylece olayları en stresliden en az stresliye doğru sıraya dizmişlerdir. Aşağıdaki tablo bu olayları ve stres puanlarını vermektedir.
-Benzer şekilde bir işlem de Türkiye’de yapılmıştır. Stres yaratan olayları ve bunların stres düzeylerinin belirlenmesinde kültürel farklılıklar bulunmaktadır. İzleyen tabloda Türkiye’de elde edilen sonuçlar verilmiştir.(stres yaratan olayların listesi, Amerika’da, Türkiye’de)

5-İş Yaşamında Stres

-İş yerlerinde stres yaratabilecek bazı faktörler benzerlik gösterse de her iş yerinin kendi özelliklerine göre farklı stres yaratan özellikleri vardır. Genel olarak rollerdeki belirsizlikler, kişiler arası çatışmalar, ast üst ilişkilerinde sorunlar, sorumluluk, yoğun iş yükü, karar verme sürecine katılım olmaması, mekan ve yerle ilgili sorunlar en kolayca sıralanabilecek stres kaynakları olarak görülür. İş yerine ait bazı önemli faktörler tabloda sıralanmıştır.

6-Kişisel Özellikler ve Stres

-Stresin ve buna neden olan koşulların değerlendirilmesinde psikolojik açıdan bakıldığında insanın kişisel özellikleri büyük önem taşır. Psikoloji’de esas olarak vurgulanan yön stresin temelinde insan algılamasının ve deneyimlerinin yattığıdır. Benzer olaylarda stresin algılanması ve yaşanmasında büyük bireysel farklar bulunmaktadır. Bireylerin olayları anlamlandırışı, değerlendirişi ve yönlendirişi stres azaltma ve çoğaltmada temel faktördür. Stresler esas olarak insanın olayları değerlendirme ve çözümleme biçiminden kaynaklanır. Aynı fiziksel ve sosyal ortam içinde bazı insanlar son derece gergin ve stresli, diğerleri ise daha rahat ve mutlu olabilir.
-Psikoloji’de çok sayıda insan üzerinde çeşitli araştırmalar yaparak bazı kişilik özellikleri ile stres, sonucunda görülen belirtiler ve hastalıklar arasında ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışmaların sonuçlarında ‘A tipi’ ve ‘B tipi’ olarak iki farklı grup kişilik özelliği belirlenmiştir. ‘A tipi’ kişilik ile ülser, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon arasında yüksek ilişkiler bulunmuştur. Çok azımız tümüyle ‘A tipi’ ya da ‘B tipi’ özellikleri tümüyle taşırız. Ancak bu özellikleri göstermeye yaklaşırız. ‘A tipi’, davranışlar sürekli zamanla yarışan ve sabırsızlık duygusu içinde olan insanlarda görülür. ‘A tipleri’ sabah işe gitmek üzere kapıdan fırlarken, kahvesini bir dikişte içen, çok şeyi bir anda yapmaya çalışan kişidir. Ses tonları, hareketleri, yaşadıkları telaşı ortaya koyar. Aşırı derecede gergin bedensel hareketleri vardır. Rekabetçi, öfke ve düşmanlık eğilimi olsa da her zaman ortaya konulmaz. ‘B tipi’ özellikler ise daha rahat, uysal, az rekabetçi ve daha az saldırgandır. Zamanla daha az yarışırlar, boş zaman etkinliklerine daha çok fırsat tanırlar (‘A’ tipi davranışlar, tablo). Bu tür davranışların istenirse değiştirilmesi olanaklıdır.

7-Engellenme, Çatışma ve Stres

-İstenen bir amaca doğru ilerleme durdurulduğunda ya da geciktirildiğinde engellenme meydana gelir.Engellenme dışsal nedenlerle olabildiği gibi içsel nedenlerle de oluşabilir. Önemli bir engellenme kaynağı iki karşıt güdü arasındaki çatışmadır. İki güdü çatıştığında birinin doyumu diğerinin engellenmesine yol açacaktır. Birçok çatışmada hem istenen hem istenmeyen amaçlar söz konusudur. Burada ikilemli bir tutum yaygındır. Çocuğun hem bağımsız hem bağımlı olmaktan hoşlanması gibi(örnekler)... Böyle bir durum yaklaşma-kaçınma davranışını oluşturur.
-Engellenmeye tepkiler, saldırganlık, yön değiştirmiş saldırganlık, içe çekilme, öğrenilmiş çaresizlik ve olgunlaşmamış davranışlara gerileme şeklinde görülür. Çatışmalar ve diğer engellenme türleri kaygının kaynaklarından biridir. Kaygı, korku ve endişe içeren rahatsızlık verici bir duygu durumudur. Çaresiz olma olanları denetleyememe hissi yaratır.

8-Stresle Başa Çıkma Yolları

-Olumsuz Yollar: Kaçma ya da pasif davranışlar veya saldırganca, öfke dolu davranışlar sergileme, içki sigara ve alkolden medet ummak, kötü beslenmek, aşırı ya da yetersiz yemek, intihar gibi yapıcı ve uygun olmayan davranışları içerir.
-Ayrıca Bireyin kendi kendini aldatmaya yönelik davranışların çoğu, kısa dönemde yararlı gibi görünse de uzun sürede stresin nedenini yok edecek rol oynamadığı için kişiyi tüketici, gücünü yok edici sonuçlara varır. Bunlar reddetme, bastırma, mantığa bürünme, karşı tepki geliştirme, yansıtma, yer değiştirme, düşünselleştirme savunma mekanizmalarıdır.
-Olumlu Yollar: Bunlar bedene yönelik yöntemler ile duygu ve düşüncelere ve duruma yönelik davranışlardır. Bedene yönelik teknikler nefes egzersizleri, jimnastik, yürüyüş, derinlemesine kas gevşetme teknikleri, masaj, yoga, meditasyon, biyofeedback (geri besleme), doğru beslenme ve strese yol açan beslenme alışkanlıklarından vazgeçmeyi kapsar.Duygu ve düşüncelere ilişkin yönelimler, hayata bilim adamı gibi yaklaşmayı öngörür. Bu yaklaşım, stres oluşturucu faktörleri tehdit gibi yorumlamak yerine yeteneklerini sınamayı öğrenme, duygularını başkaları ile paylaşma, duygularını açıkça olduğu gibi ifade etmeyi öğrenme, kendini ve diğerlerini tanıma ve olumlu değerlendirmeyi geliştirme gibi stres veren durumun farklı algılanması ve başa çıkma becerilerinin geliştirilmesini hedef alır. Duruma yönelik yaklaşımlar ise, Zamanı iyi kullanma, sosyal destekten yararlanma,iletişim becerilerini geliştirme, girişken davranış alışkanlıkları geliştirme, problem çözme becerileri edinme gibi davranışları içerir.
-Gevşeme Teknikleri: Kişinin doğru egzersizi seçerek her gün kendi bedenini dinlemeye rahatlatmaya, gerginliğini azaltmaya yönelik uygulamaları yapmasıdır. Birey kendi isteklerine, bedeninin kapasitesine, zamanına, rahatlığına, parasına, sağlık durumuna uygun yöntemi seçmelidir.
-Beslenme Alışkanlıkları: Yetersiz ve yanlış beslenme insanın strese direncini azaltır. B vitamini eksikliği kaygı, depresyon, uykusuzluk kas zayıflığı gibi sonuçlara neden olduğu ifade edilmektedir. Aşırı şeker alımının vitamin ve minerallerden yoksun olması gibi olumsuz etkileri vardır. Çay kahvenin de aşırı tüketilmesi de kalp basıncını olumsuz etkiler. Sigara ve alkolün de olumsuz etkileri belirtilmektedir.
-Zamanı İyi Kullanma: Bazen zamanın akıp gittiği, hiçbir şey yapamadığımız, her şeyin kontrolden çıktığı duygusu yaşarız. Bu kaygı olayların olduğundan daha tehdit edici algılanmasına yol açar. Bu durumda düzenlilik işe yarar ve planlama güven yaratır. Öncelikli işlerin belirlenmesi ve bunların bitirilmesi için gereken zamanın tahmin edilmesi, zamanı bol verme stresi azaltıcı rol oynar. Diğer insanlardan yardım almak ve zaman cetvelleri hazırlamak rahatlatıcı olur. Zaman programının etkinliğinin gözden geçirilmesi de önemlidir. Her bireyin yaşantısını enerjik olarak sürdürebileceği, istediği ve farklı stres düzeyini belirlemesi gerekir. Buna göre zamanı ve işleri planlamalıdır.
-Stresi Düşük Yaşam Tarzı: Birey bilinçli olarak kendisinde stres yaratan yaşantı özelliklerini ve düşünüş biçimlerini belirleyerek, değiştirmeye çalışır. Düşük stresli yaşam tarzında birey olumlu stresi kendini geliştirmek için bir fırsat olarak değerlendirir. Arada işten uzaklaşmaya, gevşemeye olanak sağlayan kaçış yollarından yararlanır. Kendi haklarını ve gereksinimlerini karşısındakilere açıklıkla ifade eder. Kendini geliştirici ilişkiler kurar. İyi dengelenmiş, kendi sınırlarını yapıcı biçimde zorlayan iş yüküne sahiptir. Yeme içme alışkanlıkları, yalnız kalma, birlikte olma gereksinimleri, sosyal etkinlikler denge içindedir. Kalıplanmış rollerden arınmış bir yaşam süre, doğal gereksinimlerini istek ve duygularını rahatsız olmadan ifade eder. Baskı hissettiği durumları yeniden düzenlemek için girişimci davranır. Kendisinden yapamayacağı bir iş istenirse bunu yeniden tartışır.
-Kişisel Problem Çözme Davranışını Geliştirme: Problemi saptama, seçenekleri gözden geçirme, bir çözüm seçme, eyleme geçme ve sonuçları değerlendirme aşamaları ile stresi çözmeye çalışmak. Bu durumun neden bir problem olduğu, başkalarının bakış açısı nasıl olduğu, problemin oluşunda kişisel katkıların nasıl olduğu gibi konular sorgulanır. Sorunlarla ve seçenek farklı uygulamalarla ilgili listeler hazırlanıp uygulamaya konur. Değerlendirmede iyi işlemeyen teknikler sorgulanır.
-Kendiyle Olumlu Diyalog Kurma: Araştırmalara göre olaylar karşısında gösterilen olumsuz tutumlar ya da kişinin kendi kendine söylediği olumsuz sözler, o olay sırasında hissedilen gerginliği arttırmaktadır. Kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz içerikli konuşmalar, zamanla otomatikleşir ve olumlu bir içerik ile kolayca ter değiştirmez. Stres düzeyini azaltmak isteyen kişi bu olumsuz düşünceleri farkına varmalıdır. Kişi kendini hangi durumlarda eleştiriyor?, Kendi kendine kızar mı? Bu bağlamda birey ‘ya hep ya hiç türü düşünme’, ‘aşırı genelleme yapma,’ ‘zihinsel süzgeç’ ‘olumluyu geçersiz kılma,’ ‘hemen sonuca varma’, ‘aşırı büyütme ya da aşırı küçültme’, ‘duygusal mantık yürütme’, ‘me li, ma lı cümleler kurma’, etiketleme, yanlış etiketleme’, ‘kişiselleştirme’, gibi yargıları farkına varıp, bunları değiştirmeye uğraşabilir. Böylece strese neden olan bireysel yorum ve değerlendirmelerin olumsuz etkisini denetlemiş olur. Kendi kendine olumlu diyalog geliştirerek sorunlarla baş edebilecek güçte olduğuna inanır. Bu stresi denetlemenin en önemli yollarından biridir.
-Etkili İletişim Geliştirme: Stresli durumlar genellikle insanlar arası ilişki sorunlarından kaynaklandığına göre sorunların diğer ilgili kişilerle tartışılabilmesi önemlidir. Stres verici bir duruma girmek üzere iken kişi o duruma kendini hazırlar. O sırada yaşadığı korku, kaygı, tedirginlik, kızgınlık gibi üzerinde yoğunlaşmak yerine dikkatini elde etmek istediği sonuçlar üzerine yoğunlaştırır. Ne tür bilgiler gerekir, sorunun oluşmasında kişinin ve karşısındakinin rolü nedir, kendi duygularını harekete geçiren nedir, Hangi tavizlerde bulunabilir, hangi sonuçlara ulaşmak ister gibi sorulara odaklaşır. Her hangi bir etkileşimden neler istendiği üzerinde önceden düşünülürse istenen sonuca daha çok ulaşılır. İletişim becerilerini kullanarak karşıdaki kişi üzerine daha olumlu e izlenim bırakarak yapıcı olmaya yardımcı olur ve gerginlikler azalır. Bu bağlamda ‘sen li cümleler yerine ben li cümleler kullanmak’, ‘soru sorma tekniklerini geliştirmek’ önerilir. Açıklayıcı, yönlendirici, kanıt arayıcı, belirleyici, hipotetik sorular iletişimi geliştirmek üzere farklı amaçlarla uygulanabilir. Savunucu iletişim bireyin sorunları çözmesinde önemli bir engeldir. İşitmek, dinlemek, anlamaya çalışmak iletişimin anahtarıdır. İyi bir iletişim ise stresi azaltma da etkili bir yöntemdir.
-Eleştiri Alabilme ve verebilme: Stresin algılanması ve azaltılmasında, kararlı, esnek, tutarlı, eleştiriye ve değişime açık, kendini tanıyan, öfke, düşmanlık ve yanılgılarını farkında olan, bireysel olduğu kadar toplumsal ve ilişkili olabilen, bütünlük gösteren, olgun kişilik özelliklerinin kazanılmasına çalışmak önemlidir. Bu özelliklerin kazanılması kişinin kendini tanımaya başlaması ile olur. İnsan isterse kendi zayıf ve güçlü yönlerini öğrenerek daha gelişmiş bir birey olma yönünde değişime uğrar. Stresle başa çıkmada bu yönelim önemlidir.

9-Değerlendirme

Günümüz toplumlarında, stres artık yaşamımızın her alanında, yaşantımızın bir parçası haline gelmiştir. Bu nedenle birey kendi stres düzeyini tanıyarak onunla başa çıkma yönelimlerini geliştirme durumundadır. Birey zaten otomatik olarak uzun vadede yararsız olan teknikleri uygular. Ancak düşünce ve yaşam tarzını değiştirmeyi hedefleyen, kişiyi gerginliklerinden uzaklaştıran daha yapıcı yolların kazanılması psiko sosyal açıdan daha sağlıklı birey ve toplumların yaratılması için önem taşır. Birey stresin nedenini dış kaynaklarda arayıp bireysel olarak yapabileceklerini göz ardı ederek çözüm üreten bir sonuca ulaşamaz. Her birey kendine düşen yapıcı yönelimi geliştirirse uzun vadede kendisi ve çevresi için stres düzeyi düşük bir yaşama ulaşabilir. Bireysel gelişimin toplumların gelişiminde önemi vurgulanmalıdır. Bireyin gelişimi kendini tanımasıyla başlar. Kendini geliştiren diğerleri ile ilişkilerini değerlendiren birey daha nesnel ve problem çözücü yönelimler kazanarak sorunların çözümünde de bireysel katkılarda bulunur.